CMK m. 149/1'e göre sanığın yasal temsilcisi de (örneğin velisi veya vasisi) sanığa müdafi seçebilir. Sanık, kendisine yasal temsilcisi tarafından seçilen müdafii istemediğini, başka bir müdafi ile savunma yapmak istediğini veya savunmasını kendisi yapmak istediğini beyan ederse, hangi iradeye üstünlük tanınmalıdır? Sanığın iradesi ile yasal temsilcinin iradesi arasındaki bu çatışmayı, savunma hakkının şahsiliği ilkesi çerçevesinde çözünüz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337144

Bu durumda sanığın iradesine üstünlük tanınmalıdır. Savunma hakkı, son derece kişiye sıkı sıkıya bağlı, şahsi bir haktır. CMK m. 149/1'in yasal temsilciye müdafi seçme hakkı tanımasının temel amacı, özellikle yaşı küçük veya kısıtlı olan, kendi haklarını koruma yeteneği sınırlı olan sanıkları korumak ve savunmasız kalmalarını önlemektir. Ancak, yargılanan ve sonuçta ceza alacak olan kişi sanığın kendisidir. Sanık, cezai ehliyete sahip olduğu sürece (yani çocuk veya akıl hastası değilse), kendi savunmasını kimin yapacağı konusunda nihai karar mercii olmalıdır. Yasal temsilcinin seçtiği avukata güvenmemesi veya kendi seçeceği başka bir avukatla daha iyi savunulacağına inanması, onun en doğal hakkıdır. Bu durum, sanığın menfaatine aykırı hareket ettiği düşünülen yasal temsilciye karşı dahi sanığı koruyan bir güvencedir. Dolayısıyla, sanık açık ve net bir iradeyle yasal temsilcisinin seçtiği müdafii reddederse, mahkeme sanığın bu iradesine uymak, yasal temsilcinin seçtiği müdafiin görevine son vermek ve sanığın kendi seçtiği müdafi ile yola devam etmek veya (zorunlu müdafilik hali yoksa) savunmasını kendisinin yapmasına izin vermek zorundadır. Aksi durum, savunma hakkının özüne aykırı olur.