HMK m. 193/1, tarafların delil sözleşmesi yapabileceğini düzenlerken, HMK m. 25/1 'Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.' (Taraflarca Hazırlama İlkesi) hükmünü amirdir. Taraflar arasında, ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalanan hakedişlerin kesin delil sayılacağına dair bir delil sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı taraf bu sözleşme hükmünü yargılamada ileri sürmemiştir. Mahkeme, bu delil sözleşmesini re'sen dikkate alarak davayı reddedebilir mi? 'Delil sözleşmesi'nin niteliğini bu bağlamda tartışınız.
Evet, mahkeme bu delil sözleşmesini re'sen (kendiliğinden) dikkate almalıdır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2019/3046 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, delil sözleşmesi 'kesin delil' niteliğindedir. Kesin deliller (senet, kesin hüküm, yemin ve ikrar gibi) taraflarca hazırlama ilkesinin bir istisnasını oluşturur ve hâkimi bağlar. Hâkim, bu delilleri taraflar ileri sürmese dahi re'sen dikkate almak zorundadır. Delil sözleşmesi, tarafların iradesiyle yaratılmış, kanunun kesin delillere tanıdığı güce sahip bir delildir. Bu nedenle, taraflarca hazırlama ilkesinin katı bir uygulaması olan 'hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıayı dikkate alamaması' kuralı, delil sözleşmeleri için geçerli değildir. Delil sözleşmesinin varlığı, bir 'vakıa' değil, ispat rejimini düzenleyen ve yargılamanın usulüne etki eden 'hukuki bir durum'dur. Hâkim, tıpkı zamanaşımı defini (taraf ileri sürmedikçe dikkate alamaz) ile davanın esasına ilişkin bir kanun hükmünü (re'sen uygular) ayırdığı gibi, tarafların ileri sürmesi gereken vakıalar ile re'sen dikkate alması gereken kesin delilleri de ayırmak zorundadır. Bu nedenle, davalı ileri sürmemiş olsa bile, mahkeme taraflar arasındaki geçerli delil sözleşmesini re'sen dikkate alarak, ihtirazi kayıtsız imzalanan hakedişlerin kesinleştiği gerekçesiyle davayı reddedebilir.