Bir hekim hakkında açılan taksirle yaralama davasında, hastanın ameliyat öncesi 'aydınlatılmış onam' formunu imzaladığı, formda ameliyatın olası riskleri ve komplikasyonları arasında dava konusu olan yaralanma türünün de sayıldığı anlaşılmıştır. Bu onam formunun varlığı, hekimin ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırır mı? 'Aydınlatılmış onam'ın hukuka uygunluk nedeni olarak geçerlilik şartlarını ve hekimin 'özen yükümlülüğü' ile ilişkisini açıklayınız.
Hayır, aydınlatılmış onamın varlığı hekimin ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aydınlatılmış onam, tıbbi müdahaleyi hukuka uygun kılan temel şartlardan biridir, ancak tek başına yeterli değildir. Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: 1) Hastanın usulüne uygun aydınlatılması ve geçerli rızasının alınması. 2) Hekimin müdahaleyi tıp biliminin standartlarına ve gereklerine (özen yükümlülüğüne) uygun olarak yapması. Aydınlatılmış onam, sadece birinci şartı yerine getirir ve hekime müdahale etme 'yetkisi' verir. Bu onam, hekime 'hatalı' veya 'özensiz' müdahalede bulunma izni vermez. Hekim, onamı almış olsa dahi, ameliyatı gerçekleştirirken objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranırsa (örneğin, yanlış bir teknik kullanır, sterilizasyona dikkat etmez, vücutta yabancı cisim unutur) ve bu özensiz davranış sonucu bir yaralanma meydana gelirse, taksirle yaralama (TCK m. 89) suçundan sorumlu olur. Aydınlatılmış onam, sadece 'izin verilen risk' (komplikasyon) sınırları içinde kalan ve hekimin bir kusuru olmaksızın ortaya çıkan olumsuz sonuçlar için bir hukuka uygunluk nedeni teşkil eder. Hekim hatası (malpraktis) durumunda onamın bir koruyuculuğu yoktur.