YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/7671 Karar: 2018/109 sayılı kararında, cezaevinde parmak izi incelemesi neticesi gerçek kimlikleri ortaya çıkan sanıklar hakkında etkin pişmanlıktan söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durum, sanığın kendi iradesi dışında, devletin teknik imkanları sayesinde kimliğinin ortaya çıkmasının, TCK m. 269'un uygulanmasına engel teşkil ettiğini göstermektedir. Bu yaklaşımı 'gönüllülük' ve 'nedensellik' ilkeleri açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337134

Yargıtay'ın bu kararı, etkin pişmanlık kurumunun temel mantığına uygun bir yaklaşımdır. Etkin pişmanlık, failin suçun olumsuz sonuçlarını gidermeye yönelik 'gönüllü' çabasını ödüllendiren bir kurumdur. 'Gönüllülük', failin herhangi bir zorunluluk hissetmeden, kendi içsel iradesiyle hareket etmesidir. 'Nedensellik' ise, failin bu gönüllü hareketinin, zararlı sonucun ortadan kalkmasında veya azalmasında 'etkin' bir rol oynamasıdır. Somut olayda, sanıkların gerçek kimlikleri, onların bir beyanı veya çabasıyla değil, devletin elindeki teknik bir imkan olan parmak izi sistemi sayesinde ortaya çıkmıştır. Burada, gerçeğin ortaya çıkması ile sanıkların iradesi arasında bir nedensellik bağı yoktur. Sanıklar, kimlikleri ortaya çıktıktan sonra gerçeği kabul etseler bile, bu artık 'gönüllü' bir dönme değil, ortaya çıkan gerçeğe boyun eğmektir. Bu beyanın, adaletin tecellisine bir katkısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Yargıtay'ın kararında olduğu gibi, sanığın kendi iradi katkısı olmaksızın, teknik veya başka bir delille gerçeğin ortaya çıkması halinde, artık TCK m. 269'daki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları ortadan kalkmış olur.