Bir sanık, mağdur hakkında bir suç uydurarak CİMER üzerinden şikayette bulunmuş ve iftira (TCK m. 267) suçunu işlemiştir. Savcılık soruşturma başlatmadan önce, sanık aynı yöntemle (CİMER üzerinden) yeni bir başvuru yaparak önceki başvurusunun asılsız olduğunu ve pişman olduğunu belirtmiştir. VUK m. 359/b'de düzenlenen iftiranın basın-yayın yoluyla işlenmesi halinde etkin pişmanlıktan yararlanmak için 'aynı yöntemle yayınlanması' şartı (TCK m. 269/5) kıyasen bu duruma uygulanabilir mi? Yani, CİMER'den yapılan iftiradan dönmenin de CİMER yoluyla yapılması, etkin pişmanlığın bir geçerlilik şartı mıdır?
TCK m. 269/5, 'basın ve yayın yoluyla' yapılan iftiralar için özel bir kural getirmiştir ve bunun amacı, iftiranın yarattığı kamusal etkinin yine aynı kamusal etkiyle ortadan kaldırılmasıdır. Ceza hukukunda 'kıyas yasağı' ilkesi geçerlidir. TCK m. 269/5'teki hüküm, istisnai bir düzenlemedir ve sadece basın-yayın yolunu kapsamaktadır. CİMER, bir 'basın-yayın' organı değil, bir idari başvuru mekanizmasıdır. Bu nedenle, m. 269/5'in CİMER başvurularına kıyasen uygulanması mümkün değildir. Failin, iftirasından hangi yolla döndüğünün bir önemi yoktur. Önemli olan, dönme iradesinin soruşturma makamına (savcılık, kolluk) veya iftiranın yapıldığı makama (somut olayda ilgili idari birim) ulaşmasıdır. Sanığın, soruşturma başlamadan önce yine CİMER üzerinden veya doğrudan savcılığa giderek bir dilekçe ile iftirasından dönmesi, TCK m. 269/1'deki 'adli veya idari soruşturma başlamadan önce iftirasından dönme' şartını karşılar. 'Aynı yöntemle' dönme şartı aranmaz. Dolayısıyla, sanık hakkında m. 269/1'deki zorunlu ceza indirimi (4/5 oranında) uygulanmalıdır.