4483 sayılı Kanun'a göre hakkında soruşturma izni alınması gereken bir suç, 'ağır cezalık suçüstü' halinde işlenirse, soruşturma izni alınmasına gerek kalmadan genel hükümlere göre soruşturma yapılır (m. 2/3). 'Ağır cezalık suç' kavramı, 5235 sayılı Kanun ile ağır ceza mahkemelerinin kaldırılıp görevlerinin yeniden düzenlenmesinden sonra nasıl yorumlanmalıdır? Rüşvet suçunu işlerken yakalanan bir memurun durumu bu kapsamda mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337128

4483 sayılı Kanun'daki 'ağır cezalık suç' ibaresi, eski ceza mevzuatımıza ve Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına bir göndermedir. 5235 sayılı Kanun ile ceza mahkemelerinin yapısı değişmiş ve suçların 'ağır cezalık' veya 'asliye cezalık' şeklindeki ayrımı büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Ancak 4483 sayılı Kanun'daki bu ibare halen yürürlüktedir ve yorum yoluyla güncel duruma uyarlanmalıdır. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki baskın görüşe göre, 'ağır cezalık suç' kavramından, 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca bugün 'ağır ceza mahkemesinin görevine giren' suçların anlaşılması gerekir. Bu maddeye göre, yağma, irtikap, rüşvet, zimmet, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık gibi suçlar ile ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinin görev alanındadır. Dolayısıyla, rüşvet suçunu işlerken suçüstü yakalanan bir memurun durumu, 'ağır cezalık suçüstü' hali kapsamındadır. Hakkında soruşturma izni alınmasına gerek yoktur. Cumhuriyet savcısı, CMK'nın genel hükümlerine göre derhal soruşturma işlemlerini başlatabilir. Bu istisna, kamu düzenini ciddi şekilde bozan ve delillerin anında toplanmasını gerektiren vahim suçlarda, idari izin mekanizmasının getireceği gecikmeyi önlemeyi amaçlamaktadır.