HMK m. 193 uyarınca yapılmış bir 'münhasır delil sözleşmesi' (örneğin, uyuşmazlığın sadece X laboratuvarından alınacak raporla çözüleceğine dair anlaşma) ile HMK m. 101 vd. düzenlenen 'tahkim sözleşmesi' arasındaki temel farklar nelerdir? Taraflar, bir uyuşmazlıkta hakem-bilirkişi raporunu kesin delil olarak kabul etmişlerse, bu durum uyuşmazlığın çözümünü devlet yargısından alıp tahkime taşır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337124

İki kurum arasında temel ve kategorik farklar vardır: 1) Uyuşmazlığı Çözen Merci: Tahkim sözleşmesi, tarafların uyuşmazlığın esası hakkında karar verme yetkisini devlet mahkemelerinden alıp 'hakem' adı verilen özel kişilere devretmesidir. Hakem, uyuşmazlığı esastan çözer ve kararı bir mahkeme ilamı niteliğindedir. Delil sözleşmesi ise uyuşmazlığın çözümünü devlet mahkemesinden almaz. Yargılama yine devlet mahkemesinde devam eder. Delil sözleşmesi, sadece o yargılamada hangi delillerin kullanılacağını veya bir delilin niteliğini (kesin veya takdiri) düzenler. 2) Kararın Niteliği: Hakemin kararı, uyuşmazlığın esası hakkında verilmiş bir 'hüküm'dür (ilam). Hakem-bilirkişinin raporu ise bir 'hüküm' değil, mahkemenin hükmüne esas alacağı bir 'delil'dir. 3) Kapsam: Tahkim sözleşmesi, tüm yargılama sürecini kapsar. Delil sözleşmesi ise sadece ispat faaliyetini konu alır. Sonuç olarak, tarafların bir hakem-bilirkişi raporunu kesin delil olarak kabul etmeleri, bir tahkim sözleşmesi anlamına gelmez ve uyuşmazlığın çözümünü devlet yargısından almaz. Mahkeme, yargılamaya devam eder, sadece ispat konusunda bu delil sözleşmesiyle bağlıdır. Taraflar, tahkim yoluna gitmek istiyorlarsa, bunu açıkça bir 'tahkim sözleşmesi' veya 'tahkim şartı' ile belirtmek zorundadırlar.