CMK m. 149/3, avukatın şüpheli veya sanıkla görüşme hakkının 'engellenemez, kısıtlanamaz' olduğunu belirtmektedir. Yargıtay 2. CD 2016/17850 K. sayılı kararında ise, SEGBİS ile savunma alınmasının 'yüzyüzelik' ilkesine uygun olduğu kabul edilmiştir. Bu iki ilke, tutuklu bir sanığın SEGBİS ile savunmasının alındığı bir durumda nasıl dengelenmelidir? Sanığın, duruşma öncesi SEGBİS odasında müdafii ile baş başa ve gizli bir şekilde görüşme imkanının sağlanmaması, CMK m. 149/3'ün ihlali anlamına gelir mi?
Evet, bu durum CMK m. 149/3'ün açık bir ihlali anlamına gelir. Yargıtay'ın SEGBİS'i genel olarak yüzyüzelik ilkesine uygun bulması, SEGBİS uygulamasının savunma hakkının diğer unsurlarını ihlal edebileceği gerçeğini ortadan kaldırmaz. CMK m. 149/3'teki 'görüşme hakkı', sadece duruşma sırasında avukatın sanığın yanında olmasından ibaret değildir. Bu hak, aynı zamanda duruşma öncesi ve duruşma aralarında, üçüncü kişilerin duyamayacağı ve göremeyeceği bir ortamda, gizlilik içinde strateji belirleme, soru hazırlama ve danışma imkanını da kapsar. Yargıtay 22. CD'nin 2016/10871 K. sayılı (daha sonra başka bir dairece kaldırılan) ilk bozma kararında da bu hususa işaret edilmiştir. Sanığın, duruşmaya SEGBİS ile bağlandığı cezaevinde, duruşma başlamadan hemen önce veya duruşma sırasında verilecek bir arada, müdafii ile özel bir odada veya ses ve görüntünün mahkemeye aktarılmadığı bir gizlilik ortamında görüşme imkanı sağlanmalıdır. Bu imkanın sağlanmaması, savunmanın etkin bir şekilde hazırlanmasını engeller ve sanığın müdafi yardımından tam olarak yararlanma hakkını kısıtlar. Bu durum, 'silahların eşitliği' ilkesini de zedeleyen ciddi bir usul hatasıdır ve tek başına bozma nedeni teşkil edebilir.