Taksirle yaralama suçunda (TCK m. 89), cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hallerden biri 'duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi'dir (m. 89/3-b). Vücutta çift olan organlardan birinin (örneğin bir gözün görme yetisini, bir böbreğin fonksiyonunu tamamen kaybetmesi) kaybı, bu fıkra kapsamında 'işlevin yitirilmesi' mi, yoksa m. 89/2-a kapsamında 'işlevin sürekli zayıflaması' olarak mı kabul edilmelidir? Bu konudaki doktrinsel tartışmaları ve Yargıtay'ın yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337120

Bu konu doktrinde ve uygulamada tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve baskın görüş, çift organlardan birinin tamamen kaybının 'işlevin yitirilmesi' (TCK m. 89/3-b) olarak kabul edilmesi gerektiği yönündedir. 'İşlevin sürekli zayıflaması' (m. 89/2-a), organın veya duyunun fonksiyonunu eskiye oranla daha az ama yine de yerine getirebildiği durumları ifade eder (örneğin, işitme kaybı, görme bozukluğu). Çift organlardan birinin tamamen kaybı ise, o organın fonksiyonunu tamamen ortadan kaldırır. Vücut, diğer organla bu fonksiyonu telafi etmeye çalışsa da (örneğin tek böbrekle yaşamak), bu durum kaybedilen organın 'işlevinin yitirildiği' gerçeğini değiştirmez. Örneğin görme, iki gözün birlikte çalışmasıyla ortaya çıkan üç boyutlu bir fonksiyondur. Tek gözün kaybı, bu fonksiyonun niteliğini temelden değiştirir ve bir 'yitim' olarak kabul edilir. Aynı şekilde tek böbreğin kaybı, vücudun süzme kapasitesini kalıcı ve ciddi şekilde azalttığı için bir zayıflama değil, yitimdir. Dolayısıyla, bu gibi durumlarda daha ağır olan TCK m. 89/3-b hükmünün uygulanması, suçla korunan hukuki yarara verilen zararın ağırlığına daha uygundur.