Anayasa m. 118, MGK'nın 'tavsiye kararları' aldığını ve bunları Cumhurbaşkanına bildirdiğini belirtir. 1961 Anayasası'nın ilk halinde ise MGK'nın görevi, 'gerekli temel görüşleri Bakanlar Kuruluna bildirmek' olarak tanımlanmıştı. 1971 değişikliği ile bu ifade 'Bakanlar Kuruluna tavsiye eder' şeklinde değiştirilmiştir. Bu terminolojik değişikliğin, MGK kararlarının hukuki niteliği ve bağlayıcılığı üzerindeki etkisini, 'görüş bildirme' ile 'tavsiye etme' arasındaki nüansı dikkate alarak yorumlayınız.
Bu terminolojik değişiklik, MGK'nın yürütme üzerindeki etkisini ve kararlarının niteliğini belirginleştirmeye yönelik önemli bir adımdır. 'Görüş bildirme', daha pasif, istişari ve bağlayıcılığı zayıf bir eylemi ifade eder. Yürütme organı bu görüşü alır, değerlendirir ancak uymak yönünde daha az bir siyasi baskı hisseder. 'Tavsiye etme' ise daha aktif, yönlendirici ve bir politika önerisi içeren bir eylemdir. Hukuken bağlayıcı olmasa da, 'tavsiye'nin siyasi ağırlığı ve uyulması yönündeki beklentisi 'görüş bildirme'ye göre daha yüksektir. 1971 değişikliği, 12 Mart Muhtırası sonrası bir dönemde yapılmıştır ve ordunun siyasetteki etkisini anayasal bir zeminde güçlendirme amacı taşıdığı yorumlanabilir. 'Tavsiye' kelimesi, MGK'nın sadece bir danışma organı olmadığını, aynı zamanda milli güvenlik politikalarının belirlenmesinde aktif bir yönlendirici olduğunu ima eder. 1982 Anayasası'nda da 'tavsiye kararları' ifadesinin korunması bu etkinin devam ettiğini göstermektedir. Ancak, her iki durumda da (görüş veya tavsiye), kararların hukuken 'icrai' nitelikte olmadığı ve yürütme organı (önce Bakanlar Kurulu, şimdi Cumhurbaşkanı) tarafından ayrıca bir işleme konu edilmedikçe tek başına hukuki sonuç doğurmayacağı ilkesi değişmemiştir. AYM'nin 2021 tarihli kararı da bu ilkeyi teyit etmiştir.