AYM, Kadri Enis Berberoğlu (3) kararında, ihlal kararının uygulanması görevinin 'yalnızca ilgili derece mahkemelerinin değil, ilgileri olduğu ölçüde başta Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu olmak üzere kamu gücünü kullanan diğer organların da görevi' olduğunu belirtmiştir. Bu 'müşterek sorumluluk' anlayışının anayasal dayanakları nelerdir ve TBMM ile HSK bu sorumluluğu pratikte nasıl yerine getirebilir?
AYM'nin bu 'müşterek sorumluluk' çağrısının anayasal dayanakları şunlardır: 1) Anayasa m. 153/6: 'Anayasa Mahkemesi kararları... yasama, yürütme ve yargı organlarını... bağlar.' Bu hüküm, sadece kararın muhatabı olan mahkemeyi değil, tüm devlet organlarını kapsar. 2) Anayasa m. 11: 'Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını... bağlayan temel hukuk kurallarıdır.' Anayasa'nın üstünlüğünü korumak, tüm organların görevidir. 3) Hukuk Devleti İlkesi (Anayasa m. 2): Hukukun üstünlüğünün fiilen sağlanması, tüm kurumların anayasal düzene sadakatini gerektirir. Bir yargı kararının uygulanmaması anayasal düzeni zedelediğinden, bunu önlemek tüm kurumların sorumluluğundadır. Pratikte bu sorumluluk şu şekillerde yerine getirilebilir: - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM): Yargı kararlarının uygulanmamasını bir 'denetim' konusu yapabilir, Meclis araştırması veya soruşturması açabilir. Daha da önemlisi, benzer hak ihlallerini önleyecek veya yargı kararlarına uymamanın sonuçlarını ağırlaştıracak yasal düzenlemeler yapabilir. - Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK): Anayasa m. 153'e aykırı hareket ederek AYM kararını uygulamayan hakimler hakkında disiplin soruşturması başlatabilir. Bu, HSK'nın yargı bağımsızlığına müdahalesi değil, hakimlerin 'Anayasa'ya sadakat' yükümlülüğünü (Anayasa m. 138) denetlemesi anlamına gelir. HSK'nın bu yöndeki bir adımı, diğer hakimler için de emsal teşkil ederek anayasal kararlara uyumu teşvik edecektir.