Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/2088 E. sayılı kararında, estetik ameliyat sonrası komplikasyon gelişen ve hekimin evde müdahale ettiği hastanın, aynı zamanda 'uyumsuz hasta' (sigara içmeye devam eden, beslenmesi düzensiz) olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, hekimin evde müdahalesini 'özen eksikliği' olarak kabul etse de, yaralanma ile bu müdahale arasında 'illiyet bağı' kurulamadığı için beraat kararı verilmesini istemiştir. Bu karar ışığında, tıbbi malpraktis davalarında 'illiyet bağının kesilmesi' veya 'mağdurun ortak kusuru' (müterafik kusur) kavramlarının ceza hukuku sorumluluğuna etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337109

Ceza hukukunda sorumluluğun temel şartlarından biri, failin fiili ile ortaya çıkan netice arasında bir nedensellik (illiyet) bağının bulunmasıdır. Yargıtay'ın ilgili kararında bu ilke net bir şekilde uygulanmıştır. Hekimin evde müdahale etmesi, tıp kuralları açısından bir 'özen eksikliği' ve taksirli bir davranış olarak kabul edilse bile, bu davranışın tek başına cezai sorumluluk doğurması için mağdurda meydana gelen nihai yaralanma neticesinin 'sebebi' olması gerekir. Kararda, hastanın sigara içme gibi 'uyumsuz hasta' davranışlarının veya ameliyatın doğasından kaynaklanan komplikasyonların yaralanmanın asıl nedeni olabileceği, hekimin sonraki özen eksikliği ile bu netice arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı vurgulanmaktadır. Eğer hastanın kendi kusurlu davranışları (örneğin hekimin talimatlarına uymama) illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise veya neticenin tek sebebi ise, hekimin cezai sorumluluğu ortadan kalkar. Eğer hastanın davranışı neticenin oluşumuna katkıda bulunmuşsa, bu durum 'mağdurun ortak kusuru' olarak değerlendirilir ve failin (hekimin) kusurunun derecesini ve dolayısıyla verilecek cezanın miktarını (TCK m. 61 uyarınca) etkileyebilir. Ancak illiyet bağını tamamen kesiyorsa, beraat kararı verilmesi gerekir.