Bir hekim, tıbbi müdahaleye rıza göstermeyen ancak kanaması devam eden ve acil müdahale gerektiren bir trafik kazası mağduruna müdahale etmiştir. Hastanın 'rıza göstermeme' yönündeki beyanına rağmen yapılan bu müdahale, TCK m. 26/2 ('ilgilinin rızası') hükmünü ihlal eder mi? Hekimin bu eyleminin hukuka uygunluk temelini, TCK m. 24 (Kanun hükmünü yerine getirme), TCK m. 25 (Zorunluluk hali) ve 'menfaatler çatışması' kuramı çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337108

Bu durumda hekimin müdahalesi hukuka uygundur ve TCK m. 26/2'nin ihlali söz konusu değildir. Her ne kadar hasta rıza göstermediğini beyan etse de, bu rızanın hukuken geçerli olup olmadığı tartışmalıdır. Ağır yaralanma ve kanama gibi durumlar, kişinin sağlıklı ve özgür iradeyle karar verme yeteneğini etkileyebilir. Ancak asıl hukuka uygunluk nedeni, 'menfaatler çatışması' kuramında yatmaktadır. Burada, hastanın 'vücut bütünlüğüne dokunulmaması hakkı' ile 'yaşam hakkı' çatışmaktadır. Hukuk düzeni, yaşam hakkını daha üstün bir değer olarak korur. Hekimin, hem yasal (Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu vb.) hem de mesleki (Hipokrat yemini) olarak hayat kurtarma yükümlülüğü vardır. Bu bir 'kanun hükmünü yerine getirme'dir (TCK m. 24). Ayrıca, hekim, daha üstün bir hak olan yaşam hakkını korumak için daha az değerli bir hak olan vücut bütünlüğüne müdahale ederek bir 'zorunluluk hali' (TCK m. 25) içinde hareket etmektedir. Kişinin kendi yaşamı üzerinde mutlak bir tasarruf hakkı yoktur; ötanaziye izin verilmemesi de bu ilkeye dayanır. Dolayısıyla, hekimin rızaya rağmen yaptığı acil müdahale, üstün nitelikteki bir hakkı korumaya yönelik hukuka uygun bir eylemdir.