Bir sanığın 2020, 2021 ve 2022 takvim yıllarında birden fazla sahte fatura kullandığı tespit edilmiştir. 7394 sayılı Kanun ile VUK m. 359'a eklenen zincirleme suç hükmü öncesi ve sonrası dönemde sanığın cezai sorumluluğu nasıl şekillenirdi? Bu değişikliğin 'lehe kanun uygulaması' (TCK m. 7) açısından sanık üzerindeki etkilerini ve TCK m. 43'ün VUK'taki özel düzenleme karşısındaki konumunu analiz ediniz.
7394 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre her takvim yılı veya vergilendirme dönemi, ayrı bir suç olarak kabul ediliyordu. Dolayısıyla, örneğimizdeki sanık hakkında 'sahte fatura kullanma' suçundan üç ayrı ceza verilir ve bu cezalar TCK m. 52 vd. kurallarına göre toplanırdı. Bu durum, sanık aleyhine çok ağır sonuçlar doğurabiliyordu. 7394 sayılı Kanun ile VUK m. 359'a, 'Bu maddede yazılı suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.' şeklinde bir fıkra eklenmiştir. Bu, vergi kaçakçılığı suçları için özel bir zincirleme suç düzenlemesidir. Bu değişiklik sonrası, sanığın eylemleri 'aynı suç işleme kararı'nın icrası kapsamında ise, artık üç ayrı suçtan değil, tek bir suçtan cezalandırılacak ve TCK m. 43 uyarınca cezası 1/4'ten 3/4'e kadar artırılacaktır. Bu düzenleme, sanık lehinedir. TCK m. 7/2 uyarınca, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Bu nedenle, değişiklikten önce işlenmiş ve henüz kesinleşmemiş suçlar için de bu yeni lehe hüküm uygulanmalıdır. Kesinleşmiş hükümler açısından ise, lehe kanun uygulaması için uyarlama yargılaması yapılması gerekir. Bu düzenleme ile TCK m. 43'ün genel hükmü, VUK'taki özel suç tipi için uygulanabilir hale getirilmiştir.