VUK m. 359/b'de tanımlanan 'sahte belge' ile m. 359/a-2'de tanımlanan 'muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge' (MIYB) arasındaki temel ayrım, belgenin 'gerçek bir muameleye' dayanıp dayanmamasıdır. Bir mükellefin, gerçekten satın aldığı ancak belgesini temin edemediği bir mal için, malı satan kişiden değil de komisyon karşılığı başka bir şirketten fatura alarak kayıtlarına işlemesi eylemi, Yargıtay içtihatları ışığında 'sahte belge kullanma' mı yoksa 'MIYB kullanma' suçunu mu oluşturur? Suç vasfının belirlenmesindeki kritik ölçütü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337100

Bu eylem, 'sahte belge kullanma' suçunu (VUK m. 359/b) oluşturur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örn. Yargıtay 11. CD - Karar : 2019/4361), suç vasfının belirlenmesindeki kritik ölçüt, kullanılan belgenin (faturanın) kendisinin dayandığı hukuki ilişkinin gerçek olup olmadığıdır. Somut olayda, mükellef ile faturayı düzenleyen şirket arasında gerçek bir mal alım satım ilişkisi yoktur. Mükellef malı başka birinden almış, fatura ise bu işlemle hiçbir ilgisi olmayan üçüncü bir şirketten temin edilmiştir. Dolayısıyla, kullanılan fatura, 'gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen' bir belgedir ve bu tanım, VUK m. 359/b'deki 'sahte belge' tanımına uymaktadır. Mükellefin malı gerçekten almış olması, kullanılan belgenin sahteliğini ortadan kaldırmaz. Çünkü vergi hukuku açısından önemli olan, hem işlemin hem de o işlemi yansıtan belgenin gerçeğe uygun olmasıdır. Belge ile işlemi yapan taraflar arasında bir uyum olmadığından, belge sahtedir. MIYB'den bahsedebilmek için, faturayı düzenleyen ile malı alan arasında gerçek bir ticari ilişki olmalı, ancak bu ilişkide miktar veya mahiyet (örneğin 50 adet mal yerine 100 adet yazılması) gerçeğe aykırı olmalıdır.