6545 sayılı Kanun ile TCK m.102/5'teki 'beden veya ruh sağlığının bozulması' ağırlaştırıcı nedeninin kaldırılmasının arkasındaki pratik ve adli gerekçeler nelerdir?
Makalede (Sarkıntılık ve Cinsel Saldırı), bu düzenlemenin kaldırılmasının 'çok isabetli' olduğu belirtilerek, pratik ve adli gerekçeler şöyle sıralanmıştır: 1. **Adaletin Gecikmesi:** Mağdurların beden ve ruh sağlığının tespiti için Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi süreci aylar, hatta yıllar sürebiliyordu. Bu durum, davaların uzamasına ve adaletin gecikmesine neden oluyordu. 2. **Sübjektif ve Güvenilmez Raporlar:** Özellikle ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin raporlar, olaydan çok uzun bir süre sonra, mağdurun anlattıklarına ve muayene sırasındaki hal ve hareketlerine dayalı olarak düzenleniyordu. Bu durum, raporların sübjektif, güvenilmez ve suiistimale açık olmasına yol açıyor, vicdanları yaralayan sonuçlar doğurabiliordu. 3. **Tutukluluk Sürelerinin Uzaması:** Bu raporlar beklenirken, faillerin uzun süreler tutuklu kalması, lekelenmeme hakkı ve ölçülülük ilkesi açısından sorunlar yaratıyordu. Bu nedenlerle, adaleti geciktiren ve güvenilirliği tartışmalı olan bu ağırlaştırıcı sebebin kaldırılmasının, suç ve ceza adaletinde dengeyi korumak adına doğru bir adım olduğu savunulmuştur.