Bir devlet hastanesinde çalışan ambulans şoförü, hasta nakli sırasında yaptığı trafik kazasında bir kişinin taksirle yaralanmasına neden olmuştur. Şoförün 657 sayılı Kanuna tabi bir memur olduğu varsayıldığında, hakkında taksirle yaralama suçundan soruşturma başlatılabilmesi için 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni alınması gerekli midir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/291 K. sayılı kararındaki 'görev sebebiyle işlenen suç' ve 'özgü suç' kavramlarını kullanarak cevabınızı gerekçelendiriniz.
Hayır, gerekli değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/291 K. sayılı ve yerleşik hale gelen içtihadına göre, 4483 sayılı Kanun'un uygulanabilmesi için suçun 'görevi sebebiyle' işlenmesi gerekir. 'Görevi sebebiyle işlenen suç' kavramı, dar yorumlanmalıdır. Bu kavram, memuriyet görevinden doğan, görevle sıkı sıkıya bağlantılı ve görevden yararlanılarak işlenebilen suçları, yani failin memur olmasının suç tipinde kurucu unsur olduğu 'özgü suçları' (zimmet, irtikap gibi) veya memuriyet sıfatının nitelikli hal sayıldığı suçları ifade eder. Taksirle yaralama suçu (TCK m. 89) ise bir 'özgü suç' değildir; herkes tarafından işlenebilecek genel bir suçtur. Ambulans şoförünün fiili, görevi 'sırasında' işlenmiş olsa da, doğrudan görevinin niteliğinden kaynaklanan ve sadece bir kamu görevlisinin işleyebileceği bir fiil değildir. Fiil, herhangi bir sürücünün de işleyebileceği bir trafik kazasıdır. Dolayısıyla, suç ile kamu görevi arasında 4483 sayılı Kanun'un aradığı nitelikte bir 'nedensellik bağı' bulunmamaktadır. Bu nedenle, sanık hakkında genel hükümlere göre, soruşturma izni alınmaksızın doğrudan Cumhuriyet savcılığı tarafından soruşturma yürütülmelidir.