4483 sayılı Kanun'a göre 'görevi sebebiyle' işlenen suçlar soruşturma iznine tabidir. Bir belediyede imar müdürü olarak görev yapan bir kamu görevlisinin, bir inşaat ruhsatını hızlandırmak için rüşvet aldığı suçüstü haliyle tespit edilmiştir. Ancak yargılama sırasında, eylemin rüşvet değil, TCK m. 257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda, suç vasfının değişmesi nedeniyle, görevi kötüye kullanma suçu için 4483 sayılı Kanun uyarınca ayrıca soruşturma izni alınması gerekir mi? 3628 sayılı Kanun'un 17. maddesinin bu duruma etkisini Yargıtay 5. CD, 2016/2141 K. sayılı kararı çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337098

Hayır, gerekmez. Bu durum, 3628 sayılı 'Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17. maddesi kapsamında çözümlenir. Anılan madde, rüşvet, irtikap, zimmet gibi belirli yolsuzluk suçları için 4483 sayılı Kanun'un uygulanmayacağını ve Cumhuriyet savcılarının doğrudan soruşturma yapacağını emreder. Somut olayda soruşturma, 3628 sayılı Kanun'un verdiği yetkiyle, 'rüşvet' suçundan dolayı izne tabi olmadan başlamıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/2141 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza davasının konusu iddianamedeki maddi vakıalardır ve mahkeme bu vakıaların hukuki nitelendirmesiyle bağlı değildir. Soruşturmaya 3628 sayılı Kanun kapsamında meşru bir şekilde başlandıktan sonra, yargılama sırasında suç vasfının değişerek 4483 sayılı Kanun kapsamında izin gerektiren bir suça (örneğin görevi kötüye kullanma) dönüşmesi, geriye dönük olarak izin alınmasını gerektirmez. Soruşturmanın başlangıcındaki hukuki durum, yargılamanın devamı için yeterlidir. Aksi bir yorum, usul ekonomisine aykırı olacağı gibi, yolsuzluk suçlarıyla etkin mücadeleyi de engelleyecektir. Dolayısıyla, mahkeme ek savunma hakkı tanımak suretiyle yargılamaya devam etmeli ve görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurmalıdır.