Davacı, davasını HMK m. 180 uyarınca 'tamamen ıslah' ettiğini bildirmiş, ancak bir haftalık yasal süre içerisinde yeni dava dilekçesini mahkemeye sunmamıştır. Kanun, bu durumda 'ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir' demektedir. Bu hükmün, davacının aynı dava içerisinde HMK m. 176/2 uyarınca 'bir kez' kullanabileceği ıslah hakkı üzerindeki kesin etkisini ve davacının usuli hakları açısından sonuçlarını Yargıtay 15. H.D. 2020/2652 E. sayılı kararı ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337096

HMK m. 180'deki düzenleme, ıslah kurumunun davayı sürüncemede bırakma aracı olarak kullanılmasını engellemeyi amaçlayan, net ve kesin bir yaptırım öngörmektedir. Davacı tamamen ıslah beyanında bulunduğunda, HMK m. 176/2'deki tek ıslah hakkını kullanma iradesini ortaya koymuş olur. Bir haftalık süre içinde yeni dilekçeyi vermemesi, bu iradesinden geri dönebileceği anlamına gelmez. Kanun bu durumu iki aşamalı bir sonuçla düzenlemiştir: 1) 'Islah hakkı kullanılmış sayılır': Bu, davacının o dava için tek olan ıslah jokerini tükettiği anlamına gelir. Artık aynı davada ne tamamen ne de kısmen yeniden ıslah yoluna başvuramaz. 2) 'Islah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir': Bu ise, mahkemenin, davacının ıslah beyanını yok sayarak, davanın ilk haliyle (ıslah öncesi dava dilekçesindeki talep ve vakıalarla) yargılamaya devam etmesi gerektiğini ifade eder. Yargıtay 15. H.D. 2020/2652 E. kararında da bu prensip vurgulanmıştır. Mahkemenin, süresinde dilekçe verilmemesine rağmen ıslah edilmiş taleplere göre karar vermesi bozma nedenidir. Sonuç olarak, davacı hem ıslah hakkını kaybetmiş olur hem de ıslahla ileri sürmeyi amaçladığı yeni talep veya vakıaları o dava kapsamında ileri süremez. Bu talepleri için ancak yeni bir dava açması gerekir ki bu da zamanaşımı ve derdestlik gibi yeni usuli sorunlara yol açabilir.