AYM'nin 03.06.2021 tarihli kararı (E. 2020/18), MGK kararlarına doğrudan hukuki sonuç bağlayan bir kanun hükmünü iptal etmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadı ise, FETÖ/PDY'nin terör örgütü olduğunun toplum nezdinde ne zaman anlaşıldığını belirlerken, belirli tarihli MGK kararlarını bir 'milat' veya 'olgusal tespit' olarak referans almaktadır. Yargıtay'ın bu yaklaşımı, AYM'nin 'MGK kararları tavsiye niteliğindedir ve icrai sonuç doğurmaz' şeklindeki kararı ile nasıl bir gerilim yaratmaktadır? Yargıtay'ın bu içtihadı, AYM kararı sonrası hukuken sürdürülebilir midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337094

Bu durum, hukuki nitelendirme ve olgusal tespit arasında hassas bir gerilim yaratmaktadır. AYM, MGK kararlarının tek başına bir 'icrai karar' olmadığını, yani bir kişinin statüsünü doğrudan değiştiren, hak ve yükümlülük doğuran bir işlem olmadığını belirtmiştir. Yargıtay 16. CD ise MGK kararlarını doğrudan bir mahkumiyet sebebi olarak değil, sanığın 'hata' (TCK m. 30) hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağını değerlendirirken, bu yapının illegal niteliğinin ne zaman kamuoyuna duyurulduğuna dair bir 'olgusal veri' veya 'tarihsel milat' olarak kullanmaktadır. Yargıtay, 'MGK bu yapıyı terör örgütü ilan etti, o halde bu tarihten sonra üye olan herkes suçludur' dememekte; 'MGK'nın bu yöndeki tespiti ve bu tespitin Devletin en üst organlarınca kamuoyu ile paylaşılmasıyla birlikte, artık ortalama bir vatandaşın bu yapının niteliği hakkında bilgi sahibi olmaması makul bir hata olarak görülemez' şeklinde bir mantık yürütmektedir. Bu yorum, MGK kararına doğrudan bir 'hukuki sonuç' bağlamaktan ziyade, onu 'herkesçe bilinmesi gereken bir olgu'nun başlangıcı olarak kabul etmektedir. Ancak bu yaklaşım eleştiriye açıktır. Zira tavsiye niteliğindeki bir kararın, sanığın sübjektif bilgi durumunu (kastını veya hatasını) belirlemede bu kadar kesin bir kriter olarak ele alınması, dolaylı yoldan ona hukuki bir sonuç atfetmek anlamına gelebilir ve 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesini zedeleyebilir. AYM kararı sonrası Yargıtay'ın bu içtihadını sürdürmesi hukuken zorlaşmıştır. Daha isabetli olan, her sanığın durumunu, MGK kararlarını mutlak bir milat olarak almadan, kendi kişisel durumu, deliller ve TCK m. 30'un sübjektif unsurları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirmektir.