Anayasa Mahkemesi'nin Kadri Enis Berberoğlu (3) kararında, ilk derece mahkemesinin AYM'nin 'yeniden yargılama ve durma kararı verilmesi' yönündeki ihlal kararını uygulamaması, Anayasa m. 153/6'nın ihlali olarak nitelendirilmiştir. İlk derece mahkemesinin, AYM'nin bu kararının 'yerindelik denetimi' niteliğinde olduğu ve kendi 'görev ve yetki alanına müdahale' teşkil ettiği yönündeki savunması, Anayasa'nın 138. maddesindeki 'mahkemelerin bağımsızlığı' ilkesi çerçevesinde meşru bir dayanak olarak kabul edilebilir mi? AYM'nin ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik belirlemeleri ile yerindelik denetimi yasağı arasındaki sınırı tartışınız.
Hayır, kabul edilemez. AYM'nin Berberoğlu (3) kararında detaylıca açıkladığı gibi, yerindelik denetimi, bir idari veya yargısal kararın yerinde olup olmadığını, yani daha isabetli bir karar verilip verilemeyeceğini denetlemektir. AYM'nin bireysel başvuruda yaptığı ise, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediğini ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağını belirlemektir (6216 sayılı Kanun m. 49/6, m. 50/2). AYM, ilk derece mahkemesinin delilleri nasıl takdir etmesi veya esasa ilişkin nasıl bir karar vermesi gerektiğini söylememekte, sadece tespit ettiği anayasal hak ihlalinin (somut olayda seçilme hakkı) ortadan kaldırılması için usul hukukunun öngördüğü yegane yolu (yeniden yargılama ve durma kararı) işaret etmektedir. Anayasa m. 153/6, AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayacağını emreder. Mahkemelerin bağımsızlığı (Anayasa m. 138), Anayasa'ya ve hukuka aykırı karar verme özgürlüğü anlamına gelmez. Normlar hiyerarşisinin tepesinde yer alan Anayasa'yı ve onun hükümlerini yorumlayan AYM'nin kesin ve bağlayıcı kararlarına uymak, mahkemelerin bağımsızlığının değil, hukuk devletine bağlılığının bir gereğidir. AYM'nin ihlalin sonucunu ortadan kaldırmak için gösterdiği yol, yerindelik denetimi değil, anayasal bir görevin (hak ihlalini giderme) ifasıdır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin savunması hukuki dayanaktan yoksundur.