HMK m. 193 uyarınca yapılan bir 'hakem-bilirkişi' sözleşmesinin bağlayıcılığı ile HMK m. 275 ve devamında düzenlenen 'bilirkişi raporu'nun mahkeme açısından bağlayıcılığı arasındaki temel farkları, HGK 2017/691 E. sayılı kararı ışığında açıklayınız. Mahkeme, usulüne uygun bir hakem-bilirkişi raporuna rağmen hangi hallerde bu raporun dışına çıkabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337091

Temel fark, delilin niteliğindedir. HMK m. 275 vd. düzenlenen bilirkişi raporu, hâkimin hukuki bilgisi dışında, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda başvurduğu bir 'takdiri delil'dir. Hâkim, bilirkişi raporuyla bağlı değildir; raporu serbestçe takdir eder, çelişkili veya yetersiz bulursa yeni bir rapor aldırabilir. Buna karşın, HMK m. 193 uyarınca yapılan geçerli bir 'hakem-bilirkişi' sözleşmesi, taraflar arasında bir 'delil sözleşmesi' olup, bu sözleşmeye dayalı rapor kural olarak hem tarafları hem de mahkemeyi bağlayan 'kesin delil' niteliğindedir. Ancak HGK 2017/691 E. kararında da belirtildiği gibi, bu bağlayıcılık mutlak değildir. Mahkeme, hakem-bilirkişi raporunun içeriğini (teknik doğruluğunu) değil, usulüne uygun oluşturulup oluşturulmadığını denetler. Mahkeme şu hallerde raporun dışına çıkabilir: 1) Hakem-bilirkişi sözleşmesi HMK m. 193/2'ye aykırı ise (ispat hakkını imkansız kılıyorsa). 2) Hakem-bilirkişiler tarafsız ve bağımsız değilse. 3) Rapor, yetkileri dışında veya objektif iyi niyet kurallarına, hukuka, adalete ve hakkaniyete açıkça aykırı bir şekilde hazırlanmışsa. Bu hallerde mahkeme, raporun kesin delil niteliğini kabul etmeyerek geçersizliğine karar verebilir ve uyuşmazlığın esası hakkında diğer delillere göre bir karar verebilir.