CMK m. 149/2, soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukatın hazır bulunabileceğini düzenlerken, kovuşturma evresi için maddenin ilk halinde bir sınırlama getirmemiştir. Ancak 2016 tarihli KHK ile eklenen cümle ile 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir' hükmü getirilmiştir. Bu düzenlemenin, Anayasa m. 36'da güvence altına alınan 'savunma hakkı' ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6'daki 'silahların eşitliği' ilkesi açısından bir sınırlama teşkil edip etmediğini, bu sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygunluğunu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337087

CMK m. 149/2'ye eklenen bu hüküm, özellikle örgütlü suçlar gibi karmaşık ve çok sanıklı davalarda savunma hakkına yönelik bir sınırlama getirmektedir. Bu sınırlamanın meşru amacı, yargılamanın selametini ve düzenini sağlamak, duruşmaların makul sürede tamamlanmasına katkıda bulunmak olarak gösterilebilir. Ancak, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6 çerçevesinde bu sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı tartışmalıdır. Ölçülülük, sınırlamanın 'gerekli', 'elverişli' ve 'orantılı' olmasını gerektirir. Üç avukat sınırlaması, davanın karmaşıklığı, sanık sayısı, delillerin hacmi gibi unsurlar göz önüne alındığında bazı durumlarda sanığın savunmasını etkin bir şekilde yapmasını güçleştirebilir. Örneğin, çok kapsamlı bir dosyada farklı uzmanlık alanlarına sahip (ceza, bilişim, mali hukuk vb.) üçten fazla avukatla çalışmak, etkin bir savunma için 'gerekli' olabilir. Bu durumda, kategorik bir üç avukat sınırlaması 'orantılılık' ilkesini zedeleyebilir. Doktrinde bu tür bir sınırlamanın, özellikle savunma stratejisinin bölünmesini gerektiren büyük davalarda, 'silahların eşitliği' ilkesini savcılık makamı aleyhine bozabileceği de savunulmaktadır. Dolayısıyla, düzenlemenin kategorik uygulanması yerine, mahkemenin somut davanın özelliklerine göre bu sayıyı istisnai olarak artırabilme yetkisine sahip olması, ölçülülük ilkesine daha uygun bir çözüm olabilirdi.