Bir sanık, mağdura iftira attıktan sonra, mağdurun beraat ettiği davada tanık olarak dinlenmiş ve yalan beyanda bulunarak iftirasını sürdürmüştür. Sanığın bu eylemi, iftira suçunun yanı sıra 'yalan tanıklık' (TCK m. 272) suçunu da oluşturur mu? İçtima kuralları nasıl uygulanır?
Bu durumda, her iki suç da oluşur ve gerçek içtima kuralları uygulanır. İftira suçu, adliyeye karşı işlenen suçlardan olmakla birlikte öncelikle mağdurun şeref ve onurunu korurken; yalan tanıklık suçu, doğrudan doğruya 'adliyenin doğru karar verme' yeteneğini ve yargılamanın dürüstlüğünü korur. Korunan hukuki değerler farklıdır. Fail, iftira eylemiyle bir suç, daha sonra yargılamayı saptırmak amacıyla yalan tanıklık yaparak ise yeni ve bağımsız bir suç işlemiştir. Bu iki fiil arasında zincirleme suç veya fikri içtima ilişkisi kurulamaz. Dolayısıyla, fail hem iftira suçundan (TCK m. 267) hem de yalan tanıklık suçundan (TCK m. 272) ayrı ayrı cezalandırılır.