Bir hekim, hastasının acil bir durumu olmaksızın, sırf kendi bilimsel merakını gidermek veya yeni bir tekniği denemek amacıyla, hastayı tam aydınlatmadan bir müdahalede bulunmuş ve hastada bir zarar oluşmuştur. Bu durumda hekimin eyleminin manevi unsuru 'taksir' mi, yoksa 'olası kast' mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337061

Bu durumda hekimin eylemi, 'olası kastla' kasten yaralama olarak nitelendirilme potansiyeli taşır. Hekimin amacı hastayı yaralamak olmasa da, eyleminin temelinde tıbbi bir gereklilik (tedavi amacı) değil, bilimsel deney gibi hasta dışı bir amaç yatmaktadır. Bu durumda hekim, hastanın vücut bütünlüğünü bir 'araç' olarak kullanmaktadır. Hastayı bu deneyin bir parçası yaparken, bir zarar oluşması ihtimalini sadece öngörmekle kalmamış, bu sonucu 'göze almış' ve 'olursa olsun' diyerek kabullenmiştir. Bu 'kabullenme' ve 'kayıtsızlık', eylemi bilinçli taksirden ayırır ve olası kast (TCK m. 21/2) boyutuna taşır. Bu da hekimin taksirle değil, kasten yaralamadan sorumlu tutulmasını gerektirir.