Bir sanık hakkında hem vekâletnameli özel müdafii, hem de barodan atanmış zorunlu müdafii mevcuttur. Sanığın özel müdafii, kanun yoluna başvurmaktan feragat etmiştir. Bu feragat, zorunlu müdafiin kanun yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırır mı?
Bu durum karmaşık ve yoruma açıktır. Ancak temel ilkeler şunlardır: CMK m.156/3 gereği sanık kendi müdafiini seçtiği anda zorunlu müdafiin görevi sona erer. Eğer mahkeme bu kuralı işletmemişse, sanığın iradesini temsil eden özel müdafiin feragati esas alınmalıdır. Zira vekilin iradesi, asilin iradesinin bir yansımasıdır. Özel müdafiin feragati, sanığın da feragat ettiği şeklinde yorumlanabilir ve bu, zorunlu müdafiin tek başına kanun yoluna gitme yetkisini ortadan kaldırır. Ancak, eğer zorunlu müdafi, özel müdafiin feragatinin sanığın 'açıkça aleyhine' ve onun menfaatlerine aykırı olduğunu (örneğin, bariz bir hukuka aykırılık gözden kaçırıldığı için) iddia ederse, mahkeme veya Yargıtay, çocuğun veya kısıtlının üstün yararı gibi durumlarda bu durumu özel olarak değerlendirebilir. Genel kural, seçilmiş müdafiin iradesinin öncelikli olmasıdır.