Depremde yıkılan bir binada, müteahhidin 'bilinçli taksir' ile sorumlu tutulabilmesi için hangi unsurların bir arada bulunması gerekir? 'Olası kast'tan farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #33694

Makalede (Depremlerde Yıkılan Binalardan Doğan Ceza Sorumluluğu) bu ayrıma değinilmiştir. TCK m.22/3'e göre 'bilinçli taksir', failin öngördüğü neticeyi 'istememesine rağmen', neticenin meydana gelmesidir. Bu durumda fail, neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir güven duyar (şansına, ustalığına vb. güvenir). Deprem örneğinde bilinçli taksirden bahsedebilmek için, müteahhidin yönetmeliğe aykırı davrandığını, binanın depremde yıkılabileceğini ve insanların ölebileceğini 'öngörmesi', ancak buna rağmen 'neticeyi istememesi' ve bir şekilde binanın yıkılmayacağına (örneğin depremin beklenen şiddette olmayacağına) dair bir güvenle hareket etmesi gerekir. 'Olası kast'tan (TCK m.21/2) temel farkı, neticeye karşı olan tavırdır. Olası kastta fail, öngördüğü neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir', 'olursa olsun' der ve kayıtsız kalır. Bilinçli taksirde ise neticeyi kabullenmez, gerçekleşmeyeceğine güvenir. Deprem bölgesindeki bariz aykırılıklarda, bu güvenin makul olmadığı ve eylemin 'olası kast'a daha yakın olduğu kabul edilir.