AYM, Kadri Enis Berberoğlu (3) kararında, derece mahkemesinin tutumunu 'anayasal düzene karşı koyma' olarak nitelendirmiştir. Bu nitelemenin, 'Devlete Karşı Suçlar' başlığı altındaki TCK suçları ile bir ilgisi var mıdır?
Bu niteleme, doğrudan bir TCK suçu isnadı anlamına gelmez, ancak eylemin anayasal sistem içindeki ağırlığını ve ciddiyetini vurgulayan politik ve hukuki bir tanımdır. 'Anayasal düzene karşı koyma', TCK'da tanımlanan 'Anayasayı İhlal' (TCK m. 309) gibi suçların unsurlarını (cebir ve şiddet gibi) içermediği sürece, bir ceza hukuku suçu oluşturmaz. Ancak AYM, bu ifadeyle, eylemin basit bir görevi ihmal veya hukuki bir yorum hatası olmadığını, devletin temel yapısını ve hukuk düzenini hedef alan, meşruiyetini anayasadan alan bir kuruma (AYM'ye) karşı bir direnç olduğunu ve bunun ilgililer açısından 'cezai, idari ve hukuki sorumluluklar doğuracağını' (p.142) belirtmek suretiyle, bu fiilin ceza hukuku dahil olmak üzere diğer hukuk disiplinleri tarafından da değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.