Bireysel başvuruya konu olan bir uyuşmazlığın, hem AYM hem de İHAM tarafından incelenmesi sürecinde 'ikincillik (subsidiarite) ilkesi' nasıl işlemektedir?
Makalede (Bireysel Başvuru Yollarının Güncel Sorunları) belirtildiği üzere, 'ikincillik ilkesi', uluslararası insan hakları koruma mekanizmalarının, ulusal koruma mekanizmalarına göre ikincil (tali) bir konumda olmasını ifade eder. Bu ilke gereği, bir hak ihlali iddiasıyla uluslararası bir mahkemeye (İHAM gibi) başvurmadan önce, o ülkede mevcut olan tüm etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir. Türkiye'de 2012 yılında AYM'ye bireysel başvuru yolunun açılmasıyla birlikte, bu yol İHAM'a başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, Türkiye'de bir hak ihlaline uğradığını iddia eden bir kişi, doğrudan İHAM'a gidemez. Önce, AYM'ye bireysel başvuru dahil olmak üzere tüm olağan kanun yollarını tüketmek zorundadır. Ancak AYM'den de bir sonuç alamazsa veya AYM başvurusunu reddederse, o zaman İHAM'a başvurabilir. Bu, başvurucuların iki mekanizma arasında bir tercih yapma şansının olmadığı anlamına gelir.