AİHS m. 6/3-c'de düzenlenen 'bir müdafiin yardımından yararlanma hakkı', sanığın müdafi istememe iradesini ortadan kaldıran mutlak bir zorunluluk getirir mi? Makaledeki tartışmalar ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #336541

Hayır, mutlak bir zorunluluk getirmez. AİHS m. 6/3-c, bir suçla itham edilen herkese üç seçenekli bir hak tanır: 1) Kendisini bizzat savunmak, 2) Seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanmak, 3) Mali olanakları yoksa ve adaletin selameti gerektiriyorsa re'sen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz yararlanmak. Görüldüğü üzere hüküm, kişinin 'kendisini bizzat savunma' hakkını da güvence altına almaktadır. Bu, kural olarak sanığın müdafiden vazgeçme hakkına sahip olduğu anlamına gelir. Makaledeki tartışmalarda da belirtildiği gibi, bu haktan vazgeçmenin açık ve bilinçli bir iradeye dayanması gerekir. CMK'daki 'zorunlu müdafilik' halleri, bu genel kuralın istisnalarıdır ve kanun koyucunun, suçun ağırlığı veya sanığın özel durumu (çocuk, malul vb.) nedeniyle savunmanın zayıf kalacağı ve adaletin tecellisinin tehlikeye gireceği varsayımına dayanır. Bu istisnai haller dışında, sanığın müdafi istememe yönündeki açık beyanına rağmen zorla müdafi atanması, AİHS m. 6/3-c'nin lafzına ve ruhuna aykırı olur. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/05.11.2020-tarihli-ycgk-karari-ve-zorunlu-mudafiligin-siniri)