Bir ceza davasında, sanık hakkındaki iletişimin tespiti (dinleme) kararının hukuka aykırı olduğu anlaşılırsa, bu dinleme kayıtlarına dayanılarak elde edilen diğer delillerin (örneğin, bu kayıtlardan yola çıkılarak bulunan tanıkların beyanları) hukuki geçerliliği ne olur?
Bu durum, 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' (fruit of the poisonous tree) olarak bilinen ceza muhakemesi ilkesiyle ilgilidir. Kural olarak, hukuka aykırı bir delilden (zehirli ağaç) yola çıkılarak elde edilen diğer deliller (meyveler) de hukuka aykırı sayılır ve hükme esas alınamaz. Eğer bir telefon dinlemesi, kanundaki usul ve şartlara uyulmadan yapılmışsa, bu dinleme kaydı hukuka aykırıdır. Bu hukuka aykırı kayıtlardan öğrenilen bilgilerle ulaşılan bir tanığın beyanı veya ele geçirilen bir eşya da, bu ilk hukuka aykırılıktan etkilendiği için 'hukuka aykırı delil' niteliği kazanır. Yargıtay da birçok kararında bu ilkeyi benimsemekte ve hukuka aykırı delile dayanılarak ulaşılan ikincil delillerin de hükme esas alınamayacağını belirtmektedir. (Bkz: Yargıtay 4. CD, 2008/8558 E. kararındaki delillerin hukuka uygunluğunun tartışılması gerekliliği)