Resmi belgede fikri sahtecilik (TCK m. 204/2) ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (TCK m. 206) suçları arasındaki temel fark, kamu görevlisinin rolü ve belgenin ispat gücü açısından nasıl ortaya çıkar?
İki suç arasındaki temel fark şunlardır: 1) Failin Rolü ve Kastı: Fikri sahtecilikte (TCK m. 204/2), suçun faili gerçeği bildiği halde kasten gerçeğe aykırı kayıt düşen kamu görevlisidir. Yalan beyanda (TCK m. 206) ise fail, kamu görevlisini aldatan ve yalan söyleyen sivil kişidir; kamu görevlisi ise bu yalan beyanı doğru kabul ederek işlem yapar, onun bir kastı yoktur. 2) Kamu Görevlisinin Sorumluluğu: Fikri sahtecilikte kamu görevlisi suçludur. Yalan beyanda ise kamu görevlisi suçun mağduru konumundadır. 3) Belgenin Niteliği ve İspat Gücü: TCK m. 206'nın oluşabilmesi için, düzenlenen resmi belgenin, kişinin beyanının doğruluğunu ispatlayıcı bir nitelikte olması ve kamu görevlisinin bu beyanın doğruluğunu ayrıca araştırma yükümlülüğünün bulunmaması gerekir. Eğer kamu görevlisinin beyanın doğruluğunu araştırma ve teyit etme görevi varsa, yalan beyan bu suçu oluşturmaz. Çünkü bu durumda belge, kişinin beyanına değil, kamu görevlisinin araştırmasına dayanmış olur. Fikri sahtecilikte ise belge, doğrudan kamu görevlisinin tespitini yansıttığı için güçlü bir ispat aracidir. (Bkz: Yargıtay 11. CD, 30.04.2024 tarihli kararının karşı oyu; sen.av.tr/tr/makale/resmi-belgede-fikri-sahtecilik)