Bir davada, hem sanık hem de müdafii duruşmada hazır olmasına rağmen, mahkemenin son söz hakkını sadece müdafiye vermesi ve onun beyanını tutanağa geçirmesi, CMK m. 216/3 açısından yeterli bir uygulama mıdır?
Hayır, kesinlikle yeterli değildir. Yargıtay 22. Ceza Dairesi'nin 2015/4646 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, CMK m. 216/3'teki 'son sözün sanığa verilmesi' hakkı, sanığın şahsına sıkı sıkıya bağlı, kişisel ve devredilemez bir haktır. Müdafiin savunması ne kadar kapsamlı olursa olsun, sanığın son sözü yerine geçmez. Mahkemenin, müdafiin beyanından sonra ayrıca ve açıkça sanığa dönerek 'son sözünün ne olduğunu' sorması ve cevabını tutanağa geçirmesi yasal bir zorunluluktur. Bu kurala uyulmaması, Yargıtay tarafından savunma hakkının en ağır ihlallerinden biri ve mutlak bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html)