Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin, hakkında istihbari bilgi bulunan bir şahsın aranması olayında, öncelikle yazılı bir 'adli arama kararı' olup olmadığının araştırılması gerektiği yönündeki bozma kararının hukuki temelini açıklayınız.
Makalede (Hakkında İstihbari Bilgi Bulunan Kişinin Üstü Önleme Araması ile Aranabilir mi?) aktarılan Yargıtay 10. Ceza Dairesi kararının hukuki temeli, arama türleri arasındaki temel ayrıma ve delillerin hukuka uygun elde edilmesi ilkesine dayanmaktadır. Daireye göre, kimliği ve aracı belli bir sanığın uyuşturucu getireceğine dair bilgi, 'niteliği ve faili belli olan bir suçun işlendiği konusunda şüphe' oluşturur. Bu 'makul şüphe' hali, CMK m.116 vd. uyarınca 'adli arama' yapılmasını gerektirir. Eldeki 'önleme araması' kararı ise suç şüphesi olmayan kişilere yönelik olduğu için bu durumda kullanılamaz. Adli arama gerektiren bir olayda, önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama hukuka aykırıdır. Anayasa m.38/6 ve CMK m.206, 217 ve 289 uyarınca, hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Bu nedenle Daire, öncelikle usulüne uygun bir adli arama kararı olup olmadığının araştırılmasını, varsa dosyaya getirtilerek tartışılmasını zorunlu görmüş ve eksik araştırma ile hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır.