Zilyedin rızasıyla verilen bir malın daha sonra iade edilmemesi durumunda, failin en başından beri 'hırsızlık iradesi' ile hareket ettiğinin iddia edilmesi, eylemin hukuki vasfını hırsızlığa dönüştürür mü? Makaledeki görüşü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #336412

Makaledeki görüşe göre, bu iddia tek başına eylemin vasfını hırsızlığa dönüştürmez. Hukuki vasıflandırma, fiilin işlendiği andaki objektif duruma göre yapılır. Hırsızlık suçunun objektif unsuru, malın zilyedin 'rızası olmadan' alınmasıdır. Eğer zilyet, malı kendi rızasıyla teslim etmişse, failin iç dünyasındaki niyet ne olursa olsun, hırsızlık suçunun objektif unsuru gerçekleşmemiştir. Failin baştan beri hırsızlık iradesiyle hareket etmesi ve zilyedi basit yalanlarla kandırarak rızasını alması durumunda dahi eylem hırsızlık olmaz. Bu durumda, eğer hile nitelikli ise dolandırıcılık (TCK m. 157), değilse ve diğer koşullar varsa güveni kötüye kullanma (TCK m. 155) suçu tartışılabilir. Önemli olan, zilyetliğin devredildiği andaki rızanın varlığıdır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/hirsizlik-sucu-tck-141)