Tefecilik suçunda, borç alan kişinin, tefeciye karşı 'hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla' TCK m. 150 uyarınca cebir veya tehdit kullanması mümkün müdür? Bu durum yağma suçunu oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #336398

Bu durum oldukça tartışmalıdır ve somut olayın özelliklerine göre değişir. TCK m. 150'nin uygulanabilmesi için, failin 'hukuki bir ilişkiye dayanan' bir alacağı olması gerekir. Tefecilik ilişkisinde, borçlunun ödediği fahiş faizler, ahlaka ve kanuna aykırı olduğu için sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir. Bu, hukuki bir ilişkiye dayanan bir alacak olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla, borçlunun, sadece ödediği 'fazla faizi' geri almak amacıyla tefeciye cebir veya tehdit uygulaması, TCK m. 150 kapsamında daha az cezayı gerektiren nitelikli yağma suçunu oluşturabilir. Ancak, borçlunun, anaparayı veya henüz ödemediği bir borcu ödememek için cebir/tehdit kullanması bu kapsama girmez. Her durumda, kişinin kendi hakkını kendi gücüyle alması kural olarak suçtur ve yağma suçunun unsurları (cebir/tehdit ile malın alınması) oluşmuşsa, en azından TCK m. 150'den sorumluluk gündeme gelecektir. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html, metindeki genel ilkelerden çıkarım)