Bir sanık, 25 yıllık eşini gece hırsız zannederek öldürdüğü olayda, sanık ve maktulün aile çevresi, aralarında hiçbir ciddi sorun yaşanmadığını ve evliliklerinin örnek gösterildiğini beyan etmiştir. Bu tür tanık beyanları, failin kastının (öldürme/yaralama) belirlenmesinde ne tür bir rol oynar?
Makalede (Suçun Nitelikli Halinde Hataya Düşülmesi) incelenen YCGK kararında (2018/27 E., 2019/644 K.) bu tür beyanlara yer verilmiştir. Failin kastının belirlenmesinde olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışlar bir bütün olarak değerlendirilir. Fail ile mağdur arasında önceden bir husumet bulunup bulunmadığı, kastın öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun tespitinde önemli bir kriterdir. Olaydaki tanık beyanları (mağdurun kardeşi, oğlu vb.), sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet olmadığını ortaya koymaktadır. Bu durum, sanığın 'hırsız' zannıyla ateş ettiği yönündeki savunmasını destekleyen bir unsur olarak mahkeme tarafından dikkate alınmıştır. Ancak bu durum, sanığın ateş ederkenki 'öldürme kastını' ortadan kaldırmaz; zira sanık, hırsız da olsa bir insanı öldürme kastıyla hareket etmiştir. Bu beyanlar daha çok, sanığın 'suçun nitelikli halinde hataya düştüğü' (TCK m.30/2) argümanını, yani öldürdüğü kişinin 'eşi' olduğunu bilmediği yönündeki savunmasını güçlendirir.