Depremde yıkılan bir binanın müteahhidinin sorumluluğu değerlendirilirken, binanın bulunduğu bölgenin deprem risk durumu (örneğin, deprem riskinin az olduğu İç Anadolu Bölgesi ile yüksek riskli Doğu Anadolu Fay Hattı) kusur türünün (basit taksir, bilinçli taksir, olası kast) belirlenmesinde nasıl bir rol oynar?
Makale (Depremlerde Yıkılan Binalardan Doğan Ceza Sorumluluğu), bu ayrımın önemini vurgulamaktadır. Yüksek riskli bir bölgede (Kahramanmaraş gibi), depremin yaşanması öngörülebilir bir neticedir. Bu durumda yönetmeliğe aykırı bina yapan müteahhidin, ölüm neticesini öngöremediğini iddia etmesi kabul edilemez ve eylemi genellikle 'olası kast' olarak değerlendirilir. Buna karşılık, deprem riskinin çok az olduğu bir bölgede (örneğin İç Anadolu Bölgesi), o bölgenin mevzuatına aykırı yapılan bir binanın, yüzyılda bir gerçekleşecek bir depremde yıkılması halinde, failin bu neticeyi öngörebileceği ancak tedbirsizliği, meslek ve sanatta acemiliği nedeniyle öngöremediği ve bu sebeple 'basit/adi taksir'den sorumlu olacağı düşünülebilir. Yani, bölgenin depremselliği, failin öngörme yükümlülüğünün ve dolayısıyla kusurunun derecesinin belirlenmesinde kritik bir faktördür.