Adli kolluk görevlisi olmayan bir kamu görevlisinin gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesinde usule aykırılık bulunması halinde, bu kişinin topladığı delillerin hukuki akıbeti ne olur? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?
Makalede (Gizli Soruşturmacı Nedir?) bu konuda Yargıtay'ın bir ayrım yaptığı belirtilmektedir. Eğer görevlendirme kararında usulsüzlük bulunan veya hiç görevlendirme kararı olmayan kişi 'adli kolluk görevlisi' ise, bu kişi CMK m.160 vd. maddelerindeki genel delil toplama yetkisi kapsamında hareket etmiş sayılabilir ve en azından tanık olarak dinlenebilir. Ancak, gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kişi adli kolluk görevlisi değilse (örneğin, başka bir bakanlıktan bir memur), görevlendirme kararındaki usulsüzlük durumunda bu kişinin 'suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama' yetkisi bulunmaz. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2019/3929 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durumda adli kolluk görevlisi olmayan gizli soruşturmacının topladığı bilgiler ve deliller hukuka aykırı kabul edilecek ve yargılamada kullanılamayacaktır.