İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı' kapsamındaki 'silahların eşitliği' ilkesi, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 29.11.2017 tarihli kararında tutuklu sanık açısından nasıl yorumlanmıştır?
Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birinin (genellikle savunma), diğer tarafa (genellikle iddia makamı) göre dezavantajlı bir konuma düşürülmemesi, yani taraflara delillere ulaşma, sunma ve delilleri tartışma konusunda eşit imkanlar tanınması anlamına gelir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, tutuklu olan sanığın, özgürlüğü kısıtlı olduğu için, iddia makamı karşısında delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları bakımından doğal bir dezavantaja sahip olduğu kabul edilmiştir. Daireye göre, bu dezavantajın telafi edilmesi ve 'silahların eşitliği' ilkesinin sağlanması için, tutuklu sanığın bir müdafiin hukuki yardımından yararlanması 'adaletin selameti açısından gerekli'dir. Bu nedenle, tutuklu sanığın müdafi olmaksızın yargılanması, bu ilkenin ve dolayısıyla AİHS m. 6'daki adil yargılanma hakkının ihlali olarak yorumlanmıştır (sen.av.tr, Zorunlu Müdafiliğin Sınırı).