Sanığın, işlediği iddia edilen tefecilik suçlamasını kabul etmemesi ancak mağdur olduğu iddia edilen kişiye borç para verdiğini ikrar etmesi, suçun ispatı açısından nasıl bir öneme sahiptir?
Bu durum, suçun ispatında önemli bir adımdır. Sanığın borç para verdiğini ikrar etmesi, taraflar arasındaki 'para alışverişi' şeklindeki maddi olguyu tartışmasız hale getirir. Bu noktadan sonra, yargılamanın odak noktası, bu para alışverişinin 'kazanç elde etme amacıyla' yani faiz karşılığında yapılıp yapılmadığına, yani suçun manevi unsuruna kayar. Sanığın ikrarı, iddia makamının işini kolaylaştırır; çünkü artık para alışverişinin varlığını değil, sadece bu işlemin niteliğini (faizli olup olmadığını) ispatlaması gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/6425 K. sayılı kararında da, sanığın borç para verdiğini kabul etmesi, suçun sübutu açısından önemli bir veri olarak değerlendirilmiş ve faiz unsurunun araştırılması gerektiği belirtilmiştir (barandogan.av.tr, Tefecilik Suçu).