CMK m. 217/1, 'Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir' der. Bu ilkeye 'doğrudanlık (vasıtasızlık) ilkesi' denir. Bu ilkenin bir istisnası olan CMK m. 211'in uygulanabilmesi için, okunan belgeye karşı taraflara diyeceklerinin sorulması (CMK m. 215) neden zorunludur?
Doğrudanlık ilkesi, yargılamanın temelini oluşturur. Ancak, tanığın ulaşılamaması gibi zorunlu hallerde, önceki beyanının okunmasıyla (CMK m. 211) bu ilkeye bir istisna getirilir. Bu istisnanın, savunma hakkını ve adil yargılanmanın bir diğer unsuru olan 'çelişmeli yargılama (silahların eşitliği)' ilkesini ihlal etmemesi gerekir. İşte CMK m. 215'in zorunluluğu bu noktada devreye girer. Okunan belgeye (tanık beyanına) karşı taraflara diyeceklerinin sorulması, onların bu delilin güvenilirliğini, içeriğini ve değerini tartışmalarına, aleyhlerine olan kısımlara itiraz etmelerine ve kendi tezlerini sunmalarına olanak tanır. Böylece, delille doğrudan temas edememe eksikliği, delilin içeriğini 'tartışma' imkanıyla telafi edilmeye çalışılır. Bu yapılmazsa, delil tek taraflı olarak hükme esas alınmış olur ve savunma hakkı esaslı şekilde kısıtlanır (barandogan.av.tr, CMK Madde 215).