Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.11.2020 tarihli kararında, CMK m. 150/3'ün uygulanmasında suçun nitelikli hallerinin dikkate alınmamasının gerekçesi olarak, kanun koyucunun hangi 'bilinçli tercihine' atıf yapılmıştır? Bu gerekçe, TCK m. 66 (dava zamanaşımı) ile nasıl bir karşılaştırma içermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #336020

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.11.2020 tarihli, 2018/16-153 E. ve 2020/446 K. sayılı kararında, kanun koyucunun TCK m. 66/3'te dava zamanaşımı hesaplanırken suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin göz önüne alınacağını 'açıkça belirttiği', ancak zorunlu müdafiliği düzenleyen CMK m. 150/3'te böyle bir açıklığa yer vermediği vurgulanmıştır. YCGK'ya göre bu durum, kanun koyucunun zorunlu müdafilik için sadece suçun temel şeklinin cezasının dikkate alınması yönünde 'bilinçli bir tercihte' bulunduğunu göstermektedir. Bu yorum, sanık aleyhine sonuç doğurduğu ve Anayasa m. 13'teki temel hakların ancak kanunla ve özüne dokunulmaksızın sınırlanabileceği ilkesine aykırı olduğu yönünde makalede ciddi şekilde eleştirilmiştir. Karşı oyda da belirtildiği gibi, zamanaşımı gibi sanık aleyhine bir kurumda dikkate alınan nitelikli halin, savunma hakkı gibi sanık lehine olan bir kurumda dikkate alınmaması çelişkilidir (sen.av.tr, Zorunlu Müdafiliğin Sınırı).