Hırsızlık suçunda 'işlenemez suç' (muhal suç) kavramı hangi durumlarda gündeme gelir? Bir yankesicinin, hedeflediği kişinin boş cebine elini sokması eylemi, Yargıtay içtihatları ve objektif teori açısından nasıl değerlendirilmelidir?
İşlenemez suç, fiilin, suçun konusu veya kullanılan araçların elverişsizliği nedeniyle kanuni tanımda belirtilen neticeyi meydana getirmesinin mutlak surette imkansız olduğu hallerde söz konusu olur. Hırsızlık suçu açısından, suçun konusunun 'mutlak yokluğu' halinde işlenemez suçtan bahsedilir. Ancak, suç konusunun 'nispi yokluğu' halinde ise suç teşebbüs aşamasında kalır. Yargıtay'ın benimsediği görüş de bu yöndedir. Bir yankesicinin, hedeflediği kişinin boş olan cebine elini sokması, suçun konusunun (para veya değerli eşya) mutlak olarak değil, o an için ve tesadüfen orada olmaması, yani 'nispi yokluğu' anlamına gelir. Objektif teoriye göre, failin eylemi, hırsızlık suçunun neticesini doğurmaya genel olarak elverişli bir harekettir ve kamu düzeni için bir tehlike yaratmıştır. Bu nedenle bu eylem, işlenemez suç değil, TCK m. 35 kapsamında 'hırsızlık suçuna teşebbüs' olarak kabul edilir ve cezalandırılır (sen.av.tr, Hırsızlık Suçu, d. Teşebbüs bölümü).