Kuyumculuk yapan bir sanığın, gerçek bir alım satım olmaksızın, müşteriye ödünç para verip karşılığında daha yüksek bedelli çek veya bono alması ve bu işlemi 'altın satışı ve geri alımı' gibi göstermesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/152 sayılı kararına göre neden tefecilik suçu sayılmıştır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında bu eylem, tefecilik suçu olarak kabul edilmiştir. Bunun temel nedeni, işlemin görünürdeki 'altın alım-satımı'nın muvazaalı (görünüşte) olması ve asıl amacın 'kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verme' olmasıdır. Karara göre, çekin veya bononun el değiştirmesi, taraflar arasında önceden doğmuş gerçek bir ticari ilişkiye (alacak-borç ilişkisine) dayanmamaktadır. Aksine, bir ödeme aracı olan çekin veya bononun kendisi, faiz karşılığında satın alınmaktadır. Sanığın bu yolla, çek veya bono bedelinden daha az bir parayı mağdura vererek aradaki farkı kazanç olarak elde etme kastı, TCK m. 241'deki tefecilik suçunun tüm unsurlarını oluşturmaktadır. Hayatın olağan akışına göre, aralarında ilişki olmayan kişilerin bu şekilde işlem yapması da bu kastı destekleyen bir karinedir (barandogan.av.tr, Tefecilik Suçu).