Bir hakimin, dosyası tefrik edilen bir sanığın davasına bakması, hakimin 'sübjektif tarafsızlığı' ve 'objektif tarafsızlığı' açısından nasıl bir ayrım yapılarak tartışılabilir?
Hakimin tarafsızlığı, sübjektif ve objektif olmak üzere iki boyutta incelenir. 'Sübjektif tarafsızlık', hakimin kişisel olarak önyargısız ve tarafsız olmasını ifade eder. Dosyası tefrik edilen sanığın davasına bakan hakimin, kişisel bir önyargısı olmadığı sürece sübjektif olarak tarafsız olduğu varsayılabilir. 'Objektif tarafsızlık' ise, hakimin tarafsız olduğuna dair dış dünyaya verdiği güvence ve yarattığı görünümdür. Bir hakimin, aynı olaya ilişkin diğer sanıkları aynı delillerle mahkum ettikten sonra, tefrik edilen sanığın davasına bakması, kendisi kişisel olarak tarafsız olsa bile, dışarıdan bakıldığında 'tarafsız görünmeme' riski taşır. Çünkü adil bir gözlemci, hakimin önceki kararının etkisinde kalabileceğini ve benzer bir karar vereceğini düşünebilir. Makaledeki tartışma da bu noktada yoğunlaşmaktadır; tefrik durumunun 'objektif tarafsızlığa gölge düşüreceği' endişesi dile getirilmektedir (sen.av.tr, Suç Duyurusunda Bulunan Hakim...).