CMK m. 211 ve m. 215'in birlikte uygulanması, özellikle kovuşturma aşamasında bulunamayan bir tanığın soruşturma evresindeki beyanının delil olarak kullanılmasında nasıl bir usul öngörmektedir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/16133 K. sayılı kararında bu usule uyulmaması nasıl bir sonuca yol açmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335946

Kovuşturma aşamasında bulunamayan veya dinlenemeyen bir tanığın, soruşturma evresinde (örneğin kollukta) verdiği beyanın delil olarak kullanılabilmesi için, CMK m. 211 gereğince bu beyanı içeren tutanağın duruşmada okunması gerekir. Ancak bu yeterli değildir. Delillerin tartışmalı olması (çelişmeli yargılama) ilkesi gereği, bu okuma işleminden sonra CMK m. 215 uyarınca taraflara (savcı, katılan, sanık ve müdafi) okunan beyana karşı diyeceklerinin sorulması zorunludur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 31.05.2017 tarihli, 2017/1263 E., 2017/16133 K. sayılı kararında, kovuşturmada dinlenemeyen tanık Ziya Dikkart'ın kolluktaki beyanının okunarak CMK m. 215'e göre işlem yapılmadan, yani taraflara diyecekleri sorulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu, doğrudanlık ve yüz yüzelik ilkelerinin istisnası olan bu durumda dahi, savunma hakkının kısıtlanmaması için delillerin tartışılmasının şart olduğunu göstermektedir (barandogan.av.tr, CMK Madde 215).