TCK m. 241 kapsamında tanımlanan tefecilik suçunda suçun mağduru kimdir? Faizle para alan kişi davaya 'katılan' sıfatıyla dahil olabilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı ve Hazinenin davadaki rolü nedir?
Tefecilik suçu, TCK'da 'Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar' ve 'Topluma Karşı Suçlar' bölümlerinde düzenlendiği için, suçla korunan hukuki yarar bireyin malvarlığından ziyade genel ekonomik düzen ve kamu güvenidir. Bu nedenle suçun doğrudan mağduru bireyler değil, toplumun kendisi yani devlettir. Faizle para alan kişi, hukuken suçun mağduru değil, iradi olarak bu hukuka aykırı ilişkinin bir tarafı olduğu için 'suçun pasif faili' olarak kabul edilir. Kanun koyucu, failin tespitini kolaylaştırmak amacıyla bu kişiyi cezalandırmamıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2021/3171 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu kişiler suçun doğrudan mağduru olmadıklarından ceza davasına 'katılan' sıfatıyla dahil olma ve hükmü temyiz etme hakları yoktur; davadaki konumları 'ihbar eden'dir. Suçtan doğrudan zarar gören kamu olduğu için, davaya katılması ve haklarını kullanması gereken kurum ise Hazine'dir. Bu nedenle mahkemelerin, Hazine'ye duruşmaları bildirerek davaya katılma imkanı sağlaması gerekmektedir (barandogan.av.tr, Tefecilik Suçu).