5320 sayılı Kanun'un 11. maddesi, CMK m. 23/2'nin (soruşturma evresinde görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamaması) uygulama alanını nasıl sınırlandırmıştır ve bu durum, bir hakim tarafından yapılan 'suç duyurusu'nun hukuki niteliğinin tartışılmasında neden önemlidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335938

5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 11. maddesi, 'Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası, Kanunun 163 üncü maddesi hükmü dışındaki hallerde uygulanmaz' hükmünü amirdir. CMK m. 163 ise, suçüstü hali ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcıya ulaşılamaması gibi istisnai durumlarda sulh ceza hakiminin soruşturma işlemlerini yapabilmesini düzenler. Bu sınırlama, hakimin soruşturmada görev yapmasının yasak olduğu kuralını (CMK m. 23/2) neredeyse sadece CMK m. 163'teki olağanüstü duruma indirgemiştir. Bu durum, 'suç duyurusu'nun niteliği tartışmasında önemlidir. Çünkü, suç duyurusunu bir 'soruşturma işlemi' olarak kabul eden görüşe göre, bu işlemi yapan hakimin CMK m. 23/2 gereği davaya bakamaması gerekir. Ancak, Yargıtay'ın bazı kararlarında (örneğin 12. CD, 07.10.2019 tarihli karar), 5320 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki bu kısıtlama nedeniyle, CMK m. 163 hali dışında hakimin yaptığı suç duyurusunun CMK m. 23/2 kapsamında bir yasaklılık hali oluşturmayacağı sonucuna varılmaktadır. Bu yorum, yasağın kapsamını daraltmakta ve suç duyurusunda bulunan hakimin davaya bakmasına yasal bir engel olmadığı yönündeki görüşü güçlendirmektedir (sen.av.tr, Suç Duyurusunda Bulunan Hakim...).