Hırsızlık suçlarında mağdurun hiç bulunamadığı veya tespit edilemediği durumlarda, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilir mi?
Kural olarak, hırsızlık suçunun oluşabilmesi için suçun konusunun 'başkasına ait' olduğunun ve bu 'başkasının' (mağdurun) varlığının ispatlanması gerekir. Mağdurun kim olduğu belli değilse, sanığın elinde bulunan malın kendisine ait olmadığı ve bir başkasından çalındığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanamaz. Bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmesi gerekir. Ancak metinde de belirtildiği gibi, bu kural mutlak değildir. İstisnai olarak, mağdurun kimliği tespit edilemese dahi, dosyadaki diğer deliller (örneğin, sanığın suçu işlediğini gösteren kamera kayıtları, olayı gören tanıkların beyanları, sanığın malı nasıl ele geçirdiğine dair kendi iç çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları vb.) sanığın hırsızlık suçunu kesin olarak işlediğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyorsa, mağdurun kimliği belirlenememiş olsa bile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilir. Bu durumda, malın sahipsiz olmadığı ve bir başkasına ait olduğu, dosya kapsamındaki diğer delillerle sabit görülmüş olur. Örneğin, bir kuyumcu dükkanından vitrini kırarak alınmış ve hemen ardından sanığın üzerinde yakalanmış altınların, mağdur kuyumcu tespit edilemese bile, hırsızlık malı olduğu açıktır. (Kaynak: hirsizlik-sucu-tck-141.html).